List of Ways to Save Money
✭Jeans with holes in the knees? Don’t throw them out just paint your knees the same color
✭Instead of hiring someone to do it, chew your own gum.
✭Tell your boss to pay you more or else he can collect his own damn coins from the mall’s wishing well
✭Quit shopping at Prada and start shopping at Prada R Us
✭Build your own toasters from scratch
✭Take advantage of JCrew’s Take-A-Sweater-Leave-A-Sweater
✭Get arested. Health care is free in prison
✭Close your itunes account and make your own music
✭Plant and harvest your own pop-tarts
✭Tell everyone you’re running for president and could ‘use a little help’
✭Invent ‘money that mates’
✭When shaving, use tap water instead of cooking wine
✭Collect your loose change in a jar instead of throwing it at married couples after a wedding
✭Diapers are expensive. Give away one of your children.
✭Use 1’s instead of 5’s to light your 100’s to light your cigar
Çok güzel olduğu gibi bir gerçek var şimdi.
O… Çocukları’nda bir sahne vardır, Özgü Namal balıkların suyunu değiştirir, balıklar ölür, çocuklar ağlar ve Demet Akbağ da acayip bir atar yapar. Şöyle ki -hatırladığım kadarıyla-, “Bu balıklar kirli suya alışmıştı. Sen geldin sularını değiştirdin, öldüler. Bu çocuklar da….” bunun gibi bir şeyler işte. Bunu şuraya bağlayacağım. Annem İstanbul’a gelip yemek ve temizlik yapınca bize de aynısı oldu. Resmen bulaşık yıkamayı bırakır oldum, zorla yemek yapar oldum. Resmen suyumuz değiştirildi lan. Yardım pls.
Hazır boş günüm, hazır quizimi olmuşum, kafam rahat, biraz boş konuşayım. Canım, biricik arkadaşlarımdan bahsedeceğim. Uzatmıyom, tamam. Sırf şirinlik olsun diye followladığım twitterlarını, unfollowladığım için benimle konuşmayan iki kız. Mal mısınız? Bence, çünkü, biraz öylesiniz. Sikerim sizin “ay başım ağrıyo :SSS”, “ay çok korkuyorum, sokakta yalnız yürüyorum:SSS”, “mallığıma bak ya :///” twitlerinizi. Bana ne mınakoyim lan. Telefonu sürekli kafanda tutarsan tabii ağrır başın, radyoaktif örümcek ısırılmış gibi olursun. Bir hafta dayandım. Çok bile oldu. Niye yaptın Ece, diye sorsanız anlatırdım, ama siz onu da yapmadınız, amınızakoyim.
Bunun yanı sıra kitap ismini görüp “tornacı mı olcan ehe ehe” yapan kızın dünya tatlısı olması var, ama yani yine de öyle demesen iyiydi be Bilgehan.
Son birkaç gündür, bazen gün içinde iki kere falan, yürüyüş oluyor. Teröre lanet yağdırmalar, küfürler. Bir sürü insan, büyük bir gazla bağırıp dağılıyorlar. Geriliyorum. Resmen sokağa çıkmaya çekiniyorum. Önceki gece dört beş el ateş edildi, sadece yatağıma gömülebildim. Dün gece “sen bana lan diyemezsin” diye bağıran üç beş sarhoş insan büyük kavgalar etti. Dün öğlen vakitlerinde yine bir silah sesi, kahvehanede bir uyuşturucu satıcısı vurulmuş. Bursa’da, benim oturduğum mahallede, bir minibüs şoförü öldürülmüş. Kaddafi linç edilerek öldürülmüş. Her gün çıkan kadına şiddet vs. haberleri başka bir konu.
Şunlara arka arkaya bakınca gerçekten gözlerim yaşarıyor. Her şey gittikçe çirkinleşiyor sanki.
Ve sonradan; deprem için gelen yorumlar, nasıl çirkinliktir ya. Neyin kafasını yaşıyor bu kadar insan anlamıyorum ben.
Burada çok güzel arkadaşlarım var. Öyle böyle değil harikalar yani. Ve geneli internetten tanıştığım insanlar. Hoş, böyle deyince, kimler var, diye düşündüm ve geldiğimden beri sürekli gezdiğim beş kişinin olduğunu fark ettim. Üçü internetten, ikisi Bursa’dan. Eskiden internetten tanıştığım insan sayısını düşünüyorum da, şu an, yaşlanmışız mınakoyim, diyorum.
Şimdi onlardan sıkıldığımdan değil de. Yeni yeni insanlar tanımak istiyorum lan. Mesela burada takip ettiğim acayip güzel yazan insanlar var. Onlarla tanışsam, beraber Ali Usta’ya gitsek, çiğ köftenin dibine vursak, nebliym, ŞİMDİ AKLIMA GELMEDİ AMA ÇOK EĞLENİRİZ, BAK VALLA.
Yazmam gereken iki text var lalala, neyse.
Keşke öğrenci evi tarifesi olsa. Yani tamam abim öğrenci değil, ama iki kişiyiz ve bir demet maydonoz çok, güzel kardeşim. Çok güzel, kardeşim. Mesela öğrenci maydonozu olsa, öğrenci pırasası. Öğrenci karnabaharı. Çok iyi olurdu. Çöpe attıklarıma üzülüyorum hep. Böyle. Sonra bir de sınıfta twitterdan bir alıntı yaptığım için üzülüyorum, şimdi istediğim gibi dedikodularını yapamayacağım. Başka…. Şu an yazıyor olmam gereken text için üzülüyorum. Sadece üç cümle yazabilmiş olmam acınası. Ama çok afedersiniz, mınakoyim, sadece geniş zaman bilerek bu kadar oluyor. İngilizce bir bölüme gitseydim, kafamın nasıl rahat olacağını düşleyip, üzülüyorum. Bir de geçen gün Sapphire’in yüksek kapılarının fotosellerinin beni görmeyip, açılmayarak yaptığı eyleme, arkamdaki 1.90’ı görünce nasıl keyiflendi piç, üzülüyorum. Bir de millette böyle ODTÜ, Boğaziçi tişörtleri falan var, Marmara niye yok, ya da ben niye bulamıyorum, diye üzülüyorum.
Yani mütemadiyen üzülüyorum. Auf wiedersehen! (bunun bile bir havası yok lan, şöyle güzel bir ciao falan olsa havalı olurdu)
Şu an tam anlamıyla “Nasıl ders çalışılmaz?” geyiklerinin bir örneği gibiyim:
Cuma arkadaşın evini görmeye gidersin, eve döndüğünde çalışacağını söylersin. Kalman için ısrar eder, kalırsın, akşam filmden önce çalışacağını söylersin, olmaz, onun yerine arkadaşının saçına ip örgü yaparsın. Yatmadan önce çalışırım, dersin, ikide uykun gelir, çalışmaz ve yatarsın ama altıya kadar uykuda geyik yaparsın. Cumartesi onda uyanıp gitmeden çalışırım dersin, olmaz, on ikide çıkmayı planlayıp, dörde kadar sürtersin. Altıda evde olursun, ev temiz değil bahanesini seçer, yeni çizgi romanları okursun, yine çalışmazsın. Pazar olur. Pazar. OLUM DELİ GİBİ ÖDEVİM VAR NAPICAM LAN BEN. Dersin ama hala buralarda sürtersin. Mesela.
Almanca ilk hafta çok kolaydı yyea.
(Marmara Üniversitesi ile alakalı bir takım şikayetler)
Açıkçası buraya gelirken hayal ettiğim öğrenci profili çok farklıydı lan. Nebliym, okula pijamayla gelenler, bunu bir yaşam biçimi haline getirmişler, saçını yapmak için saatlerini harcamayanlar vs vs. Pijama uç bir örnek olsa da, en azından şıklık anlayışı parlak, sarı, simli ve topukludan oluşmayan insanlar olsaydı diyorum. Ya da en azından ben “Vida ile Tornavida”yı okurken tornacı mı olmaya karar verdin, diye espri yapmayan insanlar olsaydı. O anı hatırladıkça utanıyorum resmen. Hazırlıktayım nasılsa etrafımdakiler değişir falan diye avunmak isterdim “ama sınıf ağırlıklı enformatik sınıfı, ne kadar ayrılabilirim ki lan?” demekten de kendimi alamıyorum.